TÜRKİYE’DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

 

  “Nasıl’ ı bilenin daima bir işi olur.
Niçin’i bilen, daima kendi işinin patronu olur…”

 

Ülkemizde girişimcilik faaliyetlerinin temel hedef gruplarından en önemlisi kadındır. Kadın girişimciliği son yıllarda üzerinde fazlasıyla durulan ve incelenen bir konudur. Kadınsız bir kalkınma düşünülemeyeceğine göre, kadınların ekonomik yaşam içinde daha etkin ve etkili rol almalarının ülkemizin kalkınması açısından önemlidir. Türkiye nüfusunun %49,8’ini kadınlar oluşturmaktadır. Türkiye’de toplam kadın nüfusun %71,3’ü ve erkek nüfusun %69,9’u 18 ve daha yukarı yaştadır. (TÜİK,2015).

Kadınların üretken faaliyetleri, özellikle sanayi alanında, endüstriyel gelişmede, ekonomik olarak önemli katkılar sağlamaktadır. Birçok durumda girişimci kadınlar küçük ya da orta ölçekli üretim faaliyetlerine katılsa da resmi istatistiklerde bu durum kısmen görülmez. Kadın girişimciliğinin sadece ekonomik olarak hayatta kalmak değil, aynı zamanda kadınların kendileri ve sosyal yaşamları için olumlu yansımaları bulunmaktadır.

Sosyo-kültürel altyapıdaki değişim sonucu günümüzde çok sayıda kadının çalışma hayatına girmesi ve öğretim düzeylerinin yükselmesi; yönetimin orta kadrolarında bulunan kadınların, çalıştıkları şirketlerde personel azaltma politikası izlenmesi endişesi ile bir gün işlerini kaybedecekleri düşüncesi ve dolayısıyla kendi kendilerinin patronu olmayı arzulamaları; başarılı kadın girişimcilerin sayılarının artması ile örnek alabilecekleri kimselerin çoğalması; kadınların işletmelerde ancak belli bir yere kadar yükselebilecekleri düşüncesinin geçerli olması kadın girişimcilik faaliyetlerine katılım oranının artmasının nedenleri arasında sayılabilir.

Türkiye’de kadın girişimciliği konusu, kapsamlı ve geniş olarak ilk kez 1992 yılında İstanbul’da yapılan bir sempozyumda gündeme gelmiştir. Daha sonra Türkiye’de kadın girişimciliğinin desteklenmesi için 1993 yılında bir kararname çıkarılmıştır. Kadınların güçlenmesi, istihdamlarının artışı, kalkınmaları ve gelir getirici bir işe sahip olmalarında önemli bir konu olan girişimcilik, mevcut çalışmalarda, kırsal ve kentsel alanlarda birbirinden farklı şekillerde oluşmaktadır.

Bir toplumda yetkin, becerikli ve girişimci birçok insan varken, girişimci davranışlar teşvik edilirse ekonomik büyüme gerçekleşir. Özellikle kadınların eğitim seviyeleri, istihdama katılım oranlarının düşük olması, kadın girişimciliğine önemi artırmaktadır. Kadınların iş gücü piyasasına girememe nedenleri arasında, eğitim düzeylerinin düşük olması, toplumun önyargıları, bastırılmış kadın davranışları, örgütsüz-dağınık kadınlar, kadınların ücretlerinin düşük olması, işveren davranış ve tutumları, kadınların ev ve iş yaşamlarının uyumlaştırılmasına yardımcı olacak destekleyici araçların bulunmaması, aileden izin alamamaları sayılabilir.

 

Kültürel sınırlılıkların olmadığı durumda kadınlar ekonomik faaliyetlerde bağımsız ve kendine güvenen bir konuma yükselmekte, ancak yetersiz eğitim kadınları girişimcilikten uzaklaştırmaktadır. Eğitim, kadınların toplumsal konumu ve istihdam olanakları üzerinde etkili olan en önemli faktördür. Kadınlar arasında girişimciliğin geliştirilmesi ve yaygın hâle getirilmesi, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanması önemlidir.

Aynı zamanda kadınlarda ülkemizde kayıt dışı işsizliğin çok fazla olması hem istatistiksel açıdan hem de kadınların çalışma koşulları açısından sorun teşkil etmektedir. Kamunun bakış açısının değişmesi, kırsalda tarım dışı istihdam alanlarının arttırılması gibi destekleyici politikaların uygulanması gerekmektedir.

Mesleki eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması, yerel ekonomilerin canlandırılması, sosyal güvenlik uygulamalarında kadına yönelik pozitif ayrımcılığa gidilmesi, kadınlarla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesi, kız çocuklarının eğitimine nicelik ve nitelik olarak ağırlık verilmesi, kentli kadınların duyarlılığı daha etkin olmalı, kırsalda kadın istihdamı stratejisinin belirlenmesi gerekmektedir.

Son zamanlarda gerek hükümet politikalarının gerekse medyanın yardımıyla, ilgili kurum ve kuruluşların yaptıkları faaliyetlerle kadın girişimciliği artmaya devam etmektedir. Türkiye’de kadınların iş hayatına katılabilmeleri için verilen destekler ve oluşturulan politikalar ile gerek kentte gerekse kırsalda yaşayan kadınlar iş yaşamına kazandırılmaya çalışılmaktadır. Kırsal alanda kadın girişimciliği daha çok kalkınma çalışmaları içinde yer alan ve kadını bireysel olarak geliştirmeyi hedefleyen (halıcılık, konserve yapımı, ev ekonomisi ile ilgili faaliyetler gibi) uygulamalar olarak kendini göstermektedir.

Türkiye’de yaygınlaşmaya başlayan mikro kredi uygulamalarıyla kadınların iş hayatına girebilmeleri, kendi işlerinin patronu olabilmeleri ve aile ekonomilerine katkıda bulunmaları sağlanmaktadır. Ayrıca ülkelerin ekonomik anlamdaki kalkınmalarında kadın girişimciliğini arttırmanın önemli ve yaygın olduğu günümüzde, Türkiye’de de kadın merkezli uygulamaların arttırılması gelişmiş ülke olma konusunda önemli bir adım olmaktadır.

Türkiye’de kadının çalışma yaşamında karşı karşıya bulunduğu sorunların temelinde, toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yapısındaki bazı aksaklıklar yatmaktadır. Her şeye rağmen toplumumuzun yarısını oluşturan kadınların, toplumun diğer yarısını oluşturan erkeklerle sağlıklı bir bütünlük teşkil etme yönünde gösterdikleri gelişme, kadın girişimciliğinin de ilerlemede olduğunu göstermektedir.

 

“Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır…”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir